Savaşçı Azerbaycan devlet başkanı İlham Aliyev tarafından yazdırılan Azerbaycan Ermenistan Karabağ savaşının arka perdesini tüm ayrıntılarıyla meclis üyelerinin , başkanlarının milletvekillerinin anlattığı konuları içermektedir.

HAFIZALARDAN SİLİNMEYEN HOCALI KATLİAMI

336.Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler kadın çocuk erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilimli bir süreci başlattı.

AZERİLERİN KATILMADIĞI REFERANDUMDA KARABAĞ RESMEN İŞGAL EDİLDİ

Bölgedeki gerilim 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığını ve kendine bağladığı yönünde bir karar aldı. Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararının ardından 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi.

ATEŞKESE RAĞMEN SORUNA ÇÖZÜM BULUNAMADI. BM SESSİZ KALDI!

Hocalı’da yaşanan bu katliama Birleşmiş Milletler ve Batılı devletler ciddi bir tepki göstermediler. Batılı ülkelerin bu tutumu ve Rus desteğiyle Ermeni kuvvetleri kısa bir süre içerisinde Dağlık Karabağ bölgesini ve bir kısım Azerbaycan topraklarını işgal etti. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki bu savaş 1994 yılına kadar devam etti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlandı. Ancak ateşkesin ardından başlayan barış görüşmelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı.

NİSAN SAVAŞLARI KİTAP OLDU

Azerbaycan Devlet Yazarı Nigar İSMAİLQIZI

Azerbaycan tarihine Nisan Savaşları olarak geçen bu karanlık günler Gazeteci-Yazar Nigar İsmayilkızı tarafından kitaplaştırıldı.

Kitapta Nisan ayında kahramancasına şehit olan Ebdülmecid Ahundov ve Azerbaycan halkına yapılan soykırım tarihe not düşülüyor. Kitapta Azerbaycan’dan, Türkiye’den ve İran’dan önemli isimlerle yapılan söyleşiler yeralıyor. Editörlüğü yazar Elçin Hüseyinbeyli tarafından yapılan kitabın Bakü’den sonra İstanbul’da da tanıtımı yapılacak.

5 Nisan Salı günü Azerbaycan ve Ermenistan Genel Kurmay Başkanlarının Moskovada imzaladıkları ateşkes anlaşmasına kadar devam eden Karabağdaki son çatışmalar, 1994 yılında sağlanan ateşkes sonrasında meydana gelen en önemli gelişmelerden biridir ve şimdiden 4 Gün Savaşı olarak anılmaya başlanmıştır. Her ne kadar 22 yıllık ateşkes sürecinde pek çok ateşkeş ihlalleri ve ufak çaplı çatışmalar yaşanmış olsa da, son çatışmalar boyutları, sonuçları ve ortaya çıkardığı durum nedeniyle öncekilerden daha farklı bir niteliğe ve öneme sahiptir.

 4 Gün Savaşı yalnız cephe hattında verilmemiştir. Medya ve sosyal medyada da çatışmaların başladığı andan itibaren müthiş bir propaganda savaşı yaşanmıştır.  Öyle ki, Erivandaki Ermenistan Amerikan Üniversitesi öğrencileri Ermenistan resmi makamlarının açıklamalarını farklı dillere çevirerek sosyal medya kanallarından yaymak üzere organize olmuşlardır. Cepheden olumsuz haberler geldikçe, Ermenistanda bir seferberlik havasının ortaya çıktığı da görülmüştür. Bazı haberlere göre 1988-1994 Karabağ Savaşının Ermeni gazileri, kendi imkanlarıyla organize olarak cepheye doğru hareket etmişlerdir. Bazı kaynaklar, Azerbaycanın Ermeni gönüllüleri taşıyan araçları kamikaze İHA olarak adlandırılan İsrail yapımı silahlarla vurduğu ve büyük kayıplar verdirdiğine dair haber geçmişlerdir. 

4 Gün Savaşının özellikle ilk safhalarında, Ermeni medya ve sosyal medyasında Azerbaycan ordusuna katılmak üzere 50-60 Azerbaycanlı IŞİD militanının bölgeye doğru harekete geçtiğine dair iddiaların çıkmış olması propaganda savaşı bağlamında önemli bir gözlemdir. Bunun yanında, Ermeni medya ve sosyal medyası, yine IŞİD göndermesiyle, Ezidi asıllı bir Ermeni askerinin Azerbaycan askerleri tarafından kafası kesilerek öldürüldüğüne dair bir iddiayı yaymıştır. Anlaşılan odur ki, Ermeni tarafı dünyanın gündeminde olan IŞİD terörünü propaganda amacıyla araçsallaştırmak gibi bir yol benimsemiştir. Ne var ki, savaş şartlarında bir yere kadar anlaşılabilecek bu tür bir propaganda, uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir potansiyele sahiptir. Ermeni tarafı bu ihtimali hiçbir şekilde dikkate almamıştır. Ermeni tarafının propaganda faaliyetleriyle ilgili olarak dikkat çeken bir başka unsur ise, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev merkezli bir söylemin geliştirilmesidir. Ermeni medya ve sosyal medyası, Batı tarafından eleştirilen Azerbaycandaki insan hakları ihlallerine dikkat çekerek ve Aliyevi yolsuzluğa bulaşmış bir despot olarak resmederek, Batı nezdinde destek bulmaya 1 AVİM Yorum • No: 2016 / 21 • Nisan 2016 çalışmıştır. Bunu yaparken, ilk olarak Azerbaycanın saldırıya geçtiğini ve bunun altında yatan nedenin Azerbaycandaki ekonomik durgunluk ve siyasi baskı ortamında gelişen toplumsal muhalefeti başka bir düşmana kanalize ederek sönümlendirmek olduğunu iddia etmiştir. Bu iddiayı temellendirmek için ise yakın zamanda açıklanan Panama Belgelerindeki Aliyevle ilgili bilgiler ön plana çıkartılmıştır. Ne var ki, Ermeni tarafı bunu yaparken çatışmaların 2 Nisan gününün erken saatlerinde başladığını ve fakat Panama Belgelerinin 3 Nisan günü dünya gündemine düştüğünü unutmuştur.  

4 Gün Savaşının askeri ve siyasi galibinin Azerbaycan olduğu ifade edilebilir. Elimizde çatışmalarda tarafların kayıpları konusunda net bir bilgi yoktur. Her iki taraf da, karşı tarafa çok sayıda zayiat verdirdikleri hakkında bir propagandafaaliyeti içinde bulunmuştur. Bunun yanında, farklı kaynaklarda ifade edilen iddialar değerlendirildiğinde, Azerbaycanın 12-16 asker, bir helikopter, bir tank ve iki insansız hava aracı kaybettiği anlaşılmaktadır. Azerbaycanın kayıp askerlerinin olduğu da çıkan bazı haberlerden anlaşılmaktadır. Ermenistan Savunma Bakanlığının 13 Nisanda yaptığı açıklamaya göre ise, Ermeni tarafı 87 asker ve milis kaybetmiştir. 1 subay kayıptır. Ayrıca, 4 sivilin de çatışmalarda hayatını kaybettiği söylenmektedir.[1] Ermeni tarafının tank ve topçu bataryası kayıplarının da olduğu anlaşılmaktadır. Çatışmalar sonrasında, Azerbaycanın Karabağın kuzey ve güneyinde üçer tane stratejik öneme sahip tepeyi geri aldığı görülmektedir. Bu kazanımlar, Azerbaycan tarafına askeri avantaj sağlamaktadır. Cephe hattında Azerbaycan lehine yaşanan değişikliğin, askeristratejik öneminin yanında çok önemli bir başka yönü de bunun yaratacağı psikolojik etkidir. 4 Gün Savaşında bazı noktaların ele geçirilmesi ve Ermeni tarafına görece ağır kayıplar verdirilmesi, Azerbaycan ordusunun moralini artırmışken, Ermeni tarafında tam tersi bir moral çöküntüye neden olmuştur. Nitekim Ermeni basını ve sosyal medyasında Azerbaycanın mevzi kazanmış olmasından ya hiç bahsedilmediği ya da bir şekilde önemsizleştirilmeye çalışıldığı açıkça görülmektedir. 4 Gün Savaşının siyasi sonuçlarıyla ilgili olarak, ilk başta, yaşanan çatışmaların, donmuş ihtilaf olarak adlandırılan ve özellikle son dönemlerde Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Geniş Karadeniz Bölgesinde yaşanan gelişmelerin de etkisiyle dünya kamuoyunun gündeminden düşmeye başlayan Karabağ sorununu yeniden dünyaya hatırlattığı vurgulanmalıdır. Uzun yıllardır süregiden statüko ve bu bağlamda Karabağ sorunun dünya kamuoyunca unutuluyor olması Ermeni tarafının arzuladığı bir durumdur. 4 Gün savaşı bu duruma bir son vermiştir. Bu, Azerbaycan için bir kazanımdır.    Karabağ sorunun çözümü konusundaki görüşmeler eş-başkanlığını ABD, Fransa ve Rusyanın yaptığı AGİT Minsk Grubu tarafından yürütülmektedir. Ancak, bu yapı geçtiğimiz on yıllarda Karabağ sorunun çözümü konusunda anlamlı bir ilerlemenin başarılmasını sağlamak bir yana, çoğu zaman sorunun kalıcılaşmasına hizmet eden bir performans sergilemiştir. Ayrıca AGİT Minsk Grubunun eş-başkanı olan ülkelerin, özellikle Rusya ve Fransanın, jeopolitik hedefleri ve bir takım ön yargıları nedeniyle çözümün değil sorunun bir parçası oldukları da söylenebilir. 

Belarus ve Kazakistan, Ermenistanın da üyesi olduğu AEB ve Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesidir. Belarus, ayrıca, AGİT Minsk Grubuna yer almaktadır. Dolayısıyla, Ermenistanın güvenlik kaygılarını öne sürerek üye olduğu iki örgütün önemli iki üyesinin tutumlarının Ermenistanda büyük bir hayal kırıklığı ve güvensizlik hissi doğurmuş olduğu düşünülebilir.   Bunların yanında, Ermenistan için en önemli gelişmenin Rusyanın ortaya koyduğu tavır olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ermenistan, Rusyayı bir tür büyük abi olarak görmektedir. Ermenistan hükümeti ve Rusya yanlısı elit, ülkedeki Rus hegemonyası hakkında öne sürülen hoşnutsuzlukları, Rusyanın sağladığını iddia ettikleri güvenlik garantisini öne sürerek cevaplandırmaktadır. Ne 4 Gün Savaşı esnasında ne de sonrasında, Rusyadan Ermenistana ciddi bir destek gelmiştir. Aksine, Rusya tavır ve açıklamalarıyla Ermenistan ve Azerbaycan arasında bitaraf bir tutum izler görünmektedir. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Azerbaycan, İran ve Rusya arasında 7 Nisanda gerçekleştirilecek üçlü toplantı için 6 Nisanda Baküye gitmiştir

Sonuç olarak, hem Azerbaycan hem de Ermenistan tarafında yaşanan insan kayıpları, Karabağ sorununun ulaştığı son noktada önlenmiş olması gereken üzücü bir gerçektir. Çözümsüzlüğe ve çatışmaların yeniden başlamasına neden olan sebeplerin anlaşılması ve sorunun barışçıl yollardan çözümü için gerekli adımların atılması zorunluluğu ortadadır. Uluslararası camianın ilgisizliği ve özellikle AGİT Minsk Grubunun sorunun çözümündeki yetersizliği devam ettikçe 4 Gün Savaşına benzer çatışmaların yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Son savaşın kazananının Azerbaycan olduğu görülmektedir. Azerbaycan bu kısa süreli savaş ile yalnız Ermenistana değil aynı zamanda uluslararası camiaya da önemli bir mesaj iletmiştir.

Kaynak :AVİM (Avrasya İncelemeleri Merkezi )